<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Sitesi Ailem ve Ben</title>
	<atom:link href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ailemveben.gen.tr</link>
	<description>Sağlık Sitesi Ailem ve Ben</description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 Jul 2011 00:29:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Body Slim Zayıflama Kremi</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/body-slim-zayiflama-kremi.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/body-slim-zayiflama-kremi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jul 2011 00:29:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zayıflama ve Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Body Slim Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[Body Slim Zayıflama Köpüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Body Slim Zayıflama Kremi]]></category>
		<category><![CDATA[Body Slim Zayıflama Kremi Kullananlar]]></category>
		<category><![CDATA[Body Slim Zayıflama Lerzan Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Body Slim Zayıflama Sabunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4622</guid>
		<description><![CDATA[BodySlim İngiliz bilim adamlarının geliştirdiği, crackle (çatırdama) teknolojisidir. Bölgesel incelmeyi ve selülitleri yok etmeye sağlar. Derinin 7 kat altında ki yağ tabakasına nüfus edip, o bölgede ki fazla yağları ve selülitleri çatırdama etkisi ile parçalayıp eritir! İngiltere&#8217;nin yüksek kontrol standartlarında &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/body-slim-zayiflama-kremi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Body Slim" href="http://www.bodyslims.gen.tr" target="_blank"><strong>BodySlim</strong></a> İngiliz bilim adamlarının geliştirdiği, crackle (çatırdama) teknolojisidir. Bölgesel incelmeyi ve selülitleri yok etmeye sağlar.</p>
<p>Derinin 7 kat altında ki yağ tabakasına nüfus edip, o bölgede ki fazla yağları ve selülitleri çatırdama etkisi ile parçalayıp eritir!</p>
<p>İngiltere&#8217;nin yüksek kontrol standartlarında üretilen BodySlim <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/zayiflama"target="_self"title="Zayıflama" >zayıflama</a> ve selülit tedavisi konusunda teknolojinin gelmiş olduğu son noktayı temsil eden tek üründür!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/body-slim-zayiflama-kremi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LİMONUN FAYDALARI</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/limonun-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/limonun-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 07:17:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[limon kabuğunun yararı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4619</guid>
		<description><![CDATA[Yemeklerimizden eksik etmediğimiz salatalarda, zeytinyağlılarda hatta kimi zaman tatlılarda kullandığımız limonun faydalarını biliyor musunuz? Günlük beslenme programımızda sürekli kullandığımız limon, birçok sağlık problemine karşı bizleri koruyor. Antioksidan: C vitamini içeriği yüksek olan limonun en önemli özelliği antioksidan etki göstermesidir. Gün &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/limonun-faydalari.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemeklerimizden eksik etmediğimiz salatalarda, zeytinyağlılarda hatta kimi zaman tatlılarda kullandığımız limonun faydalarını biliyor musunuz? Günlük beslenme programımızda sürekli kullandığımız limon, birçok <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/saglik"target="_self"title="Sağlık" >sağlık</a> problemine karşı bizleri koruyor.</p>
<p>Antioksidan: C vitamini içeriği yüksek olan limonun en önemli özelliği antioksidan etki göstermesidir. Gün içerisinde yaşadığımız stres, sigara, yanlış pişirme teknikleri ile hazırlanmış yemekleri tüketmek, vücuttaki serbest radikal seviyesinin yükselmesine neden oluyor. Antioksidan özellikli C vitamini kaynağı olan limon, bu seviyenin yükselmesini engelleyen ve vücuttan serbest radikalleri uzaklaştıran başlıca besinlerden biridir.</p>
<p><a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/kanser"target="_self"title="Kanser" >Kanser</a>: Antioksidan özellikli besinler kansere karşı koruyucu etki gösteriyor. Son 30 yılda yapılan birçok çalışma ve araştırma limonun başta; kolon, prostat, göğüs, akciğer ve pankreas kanseri olmak üzere 12 kanser türüne karşı koruyucu etkisi olduğu saptanmıştır. Ayrıca limon tümör gelişimini engelleyen başlıca besinlerden biridir.</p>
<p>Yüksek Tansiyon ve Enfeksiyona Karşı Limon: Yüksek tansiyon sıkıntısı olan kişiler limon tüketmeye özen göstermelidir. Limonun diğer bir özelliği ise anti-mikrobiyal özelliği olması ve enfeksiyonlara karşı koruyucu olmasıdır.</p>
<p>Limon Kabuğu da Limonun Kendisi Kadar Yararlı</p>
<p>Limon kabuğunun en önemli özelliği cildinize iyi gelmesidir. Cilt kanseri riskini azaltmak için limon kabuğunun günlük beslenme programında bulunması önemlidir. Aynı zamanda karaciğer, kalp ve safra kesesi için en sağlıklı besinlerden biridir. Özellikle stresli bir yaşamı olan, alkol veya sigara kullanan bireylerin çaylarının ve yemeklerinin içerisine limon kabuğu eklemesi gereklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/limonun-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PATATES İÇİN BÜYÜK UYARI</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/patates-icin-buyuk-uyari.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/patates-icin-buyuk-uyari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jun 2011 09:25:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[patates fazla kiloya neden oluyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4615</guid>
		<description><![CDATA[Batının beslenmesinde önemli bir yere sahip olan patatesi her ne şekilde pişirilmiş olursa olsun her gün bir porsiyon yemenin, bir bardak şekerli içecekten ya da bir porsiyon kırmızı veya işlenmiş etten daha çok kiloya neden olduğu ve 20 yılda 7.26 &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/patates-icin-buyuk-uyari.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Batının beslenmesinde önemli bir yere sahip olan patatesi her ne şekilde pişirilmiş olursa olsun her gün bir porsiyon yemenin, bir bardak şekerli içecekten ya da bir porsiyon kırmızı veya işlenmiş etten daha çok kiloya neden olduğu ve 20 yılda 7.26 kilo aldırdığı bildirildi.</p>
<p>Harvard Üniversitesinden 120 bin’den fazla <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/saglik"target="_self"title="Sağlık" >sağlık</a> uzmanının en az 12 boyunca yürüttükleri ve New England Journal of Medicine’da yayınlanan bir araştırmaya göre, her gün bir porsiyon kızarmış, fırınlanmış ya da diğer şekillerde pişirilmiş patates yemek yılda ortalama 363gr, yirmi yılda ise 7.26 kilo aldırıyor.</p>
<p>PATATES ŞEKERLİ İÇECEKLERDEN DAHA ÇOK KİLO YAPIYOR</p>
<p>Los Angeles Times’ın yansıttığı araştırmada, her ne şekilde pişirilmiş olursa olsun bir porsiyon patatesin, bir bardak şekerli içecekten ya da bir porsiyon kırmızı veya işlenmiş etten daha çok kiloya neden olduğuna dikkat çekiliyor.</p>
<p>Araştırmanın lideri Dr.Dariush Mozaffarian fırınlanmış büyük bir patatesin 278 kalori, kızarmış bir patatesin ise 500 ya da 600 kalori olduğunu belirterek, bunun kolanın verdiği kaloriden bile fazla olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>&#8220;BİR NUMARALI HALK DÜŞMANI: PATATES&#8221;</p>
<p>Araştırmada, Amerikanın obeziteye karşı verdiği mücadelede halkın bir numaralı düşmanının kek, soda ya da cheeseburger olmadığı sadece basit bir patates olduğu vurgulanarak, tipik bir Amerikalının yılda 53 kilo patates tükettiği belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/patates-icin-buyuk-uyari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KAHVENİN FAYDALARI</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/kahvenin-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/kahvenin-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jun 2011 08:38:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[kahve hafızayı güçlü tutar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4612</guid>
		<description><![CDATA[Kahve, diyabet riskini düşürür. Günde içilen dört-altı fincan kahve, diyabet riskini yüzde 30 düşürüyor. Astım tehlikesini azaltır. Günde üç fincan kahve, astımsız bir yaşam sürmenizi sağlıyor. Hafızayı güçlü tutar. Yapılan araştırmalar, kahve alışkanlığına sahip yaşlıların, hafızalarının daha kuvvetli olduğunu kanıtlıyor. &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/kahvenin-faydalari.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kahve, diyabet riskini düşürür. Günde içilen dört-altı fincan kahve, diyabet riskini yüzde 30 düşürüyor. Astım tehlikesini azaltır. Günde üç fincan kahve, astımsız bir yaşam sürmenizi sağlıyor.</p>
<p>Hafızayı güçlü tutar. Yapılan araştırmalar, kahve alışkanlığına sahip yaşlıların, hafızalarının daha kuvvetli olduğunu kanıtlıyor.</p>
<p>Parkinson riskini azaltır. Günde bir fincan kahve içen erkeklerin Parkinson hastalığı riski, yüzde 40&#8242;a varan oranlarda azalıyor. Karaciğeri korur.</p>
<p>Kahve tüketmek, özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/kanser"target="_self"title="Kanser" >kanser</a>i riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin, siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği biliniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/kahvenin-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BAŞ AĞRILARI VE NEDENLERİ</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/bas-agrilari-ve-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/bas-agrilari-ve-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 07:23:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[migren atakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4608</guid>
		<description><![CDATA[Bayındır Hastaneleri Nöroloji Bölüm Başkanı Dr. Özcan Ertürk, baş ağrısı çeşitlerini anlattı: “İnsanların yüzde 80’inde zaman zaman ilaç almayı gerektiren baş ağrıları oluyor. Bu ağrıların sadece yüzde 10’u kişiyi işinden alıkoyacak derecede şiddetli. Baş ağrısı nedeniyle hekime başvuran hastaların yüzde &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/bas-agrilari-ve-nedenleri.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bayındır Hastaneleri Nöroloji Bölüm   Başkanı Dr. Özcan Ertürk, baş ağrısı     çeşitlerini anlattı:  “İnsanların yüzde 80’inde zaman zaman ilaç almayı gerektiren baş ağrıları oluyor. Bu ağrıların sadece yüzde 10’u kişiyi işinden alıkoyacak derecede şiddetli. Baş ağrısı nedeniyle hekime başvuran hastaların yüzde 5-7’sinde bu soruna neden olan beyin tümörü, beyin damar hastalığı (beyin kanaması, beyin damarı tıkanıklığı), beyin veya yüz yapılarında iltihap saptanıyor. Ağrı çeşitlerini, hastaların tariflerine göre,   birkaç kategoriye ayırıyoruz.</p>
<p>Migren: Erkeklerin yüzde 10’unda kadınların yüzde 15-20’sinde ortaya çıkıyor. Nöbetler halinde gelen, saatlerce hatta günlerce süren, hastayı işinden alıkoyan, bulantı ve bazen kusmaya neden olabilen, ışıkla ses hassasiyetine yol açabilen, başın bir yarısını tutan, zonklayıcı, şiddetli baş ağrısı çeşidi.</p>
<p>Gerilim baş ağrısı: Hasta tarafından ağırlık, yanma, sıkışma, basınç şeklinde tarif edilir. Bulantı ve kusma görülmez, hareketle artmaz, çoğunlukla hastanın aktivitelerini engellemez. 5-10 dakika kadar kısa olduğu gibi günlerce de sürebilir. Yıllarca baş ağrısı çekenlerin yüzde 60’ında görülüyor.</p>
<p>Küme baş ağrısı: Sıklıkla bir saat civarında süren, günde bir ya da birkaç kez gelen, göz, alın ve şakakta yerleşik, ani başlayıp, ani sona eren şiddetli baş ağrısıyla karakterize. Ağrıya gözde kanlanma, gözyaşı ve burun akması, burunda şişme, yüzde terleme, göz kapağı şişmesi eşlik eder. Ağrı günde birkaç kere veya gün aşırı gelir ve genellikle aynı saatlerde, çoğunlukla geceleri ortaya çıkar. Sonra kendiliğinden kaybolur.</p>
<p>Kronik günlük baş ağrısı: Yıllardan beri her gün gelen, sabahtan akşama kadar devam eden, zaman zaman hastayı yatıracak kadar şiddetlenen sürekli baş ağrısı. Hastaların çoğunda başlangıçta migren, bir kısmında da gerilim tipi baş ağrısı bulunur. Bunlar giderek sıklaşır ve her gün gelen baş ağrısına dönüşür. İlaçlar baş ağrısını geçirmediği halde hasta almaya devam eder ve bir çeşit ilaç bağımlılığı gelişir.</p>
<p>Ruhsal nedenli baş ağrıları: Fiziksel nedene bağlı olmayan, psikolojik etkenlerle ilgili olabilen, kişinin bireysel, toplumsal ve mesleki olarak işlevlerini önemli derecede bozan ağrı şikayeti. Değişik ruhsal nedenli ağrılar belirli bir anatomik yapıya uymaz, bedenin birbiriyle ilgisiz birden çok yerinde ortaya çıkabilir. Ağrının yeri, zaman içine değişiklik gösterir. Tedaviyle bir bölgedeki ağrı geçerse bir başka bölgede tekrar ortaya çıkar. İlaçların yararı olmaz. Ağrıyla ilgili bilgiler çok güç alınır; hastalar çoğu kez belirsiz, birbiriyle çelişkili ya da uyumsuz cevaplar verir. Ağrı ruhsal nedenlerle ortaya çıkmasına rağmen hastalar genellikle duygusal sorunları ve çatışmaları olduğunu kabul etmez, ruhsal durumlarıyla ağrı arasında bağlantı kuramaz, ağrılarının gerçekliğine yönelik abartılı durumlar sergiler. Tedavi, esas olarak ilaç ve psikoterapiden oluşuyor.</p>
<p>Yapısal bozukluklara bağlı olmayan baş ağrıları: Çoğu zaman fiziksel etkilerle ortaya çıkan, nadiren tedavi gerektiren baş ağrıları. Başın soğukta kalmasına, soğuk gıda yenmesine, öksürüğe, egzersize ya da cinsel aktiviteye bağlı olarak artaya çıkabilir. Bu ağrılar, hayatı tehdit etmemekle beraber yaşam kalitesini ciddi şekilde bozar ve işgücü kaybına neden olur. Baş ağrısını ortaya çıkaran nedenlerin hasta tarafından tanınıp kontrol edilmesi, yaşam şeklinin ve dış olaylara verilen tepki biçiminin değiştirilmesi ve ağrıların gelmesini önleyici (ağrı ilacı olmayan) ilaçların uygun şekilde kullanılmasıyla  büyük oranda düzelme sağlanır.”</p>
<p>Ağrı kesici kullanımı Ağrı kesiciler, baş ağrısını gideriyor ancak ağrının nedenini ortadan kaldırmıyor. En iyi etkiyi ağrı ilk ortaya çıktığında alındıklarında gösteriyorlar. Ağrı kesiciler söz konusu olduğunda daha çok ilaç içmenin daha çok rahatlama sağlamayacağı bilinmeli; aksine bu durumlarda yan etki olasılığı artıyor. Ayrıca bu durum, ilacın gereğinden fazla kullanımına bağlı baş ağrılarına da neden olabiliyor.</p>
<p>Hangi durumlarda doktora müracaat etmeli?*</p>
<p>Ağrı aniden ve çok şiddetli olarak ortaya çıkıyorsa<br />
* Yeni ortaya çıkmış ve giderek daha fazla rahatsız eden ağrı varsa<br />
* Çift görme, konuşma bozukluğu oluyorsa<br />
* Ağrı öksürük, ıkınmak gibi aktivitelerle artıyorsa<br />
* İlaçlara yanıt vermiyorsa<br />
* Kusma ve ateş olmuşsa<br />
* Geceleri ağrıyla uyanılıyorsa<br />
* İlk kez 50 yaşından sonra ortaya çıkmışsa<br />
* Ağrı baş bölgesine alınmış bir darbe veya kaza sonrası ortaya çıkmışsa<br />
* Şu ana kadar başınızın hiç böyle ağrımadığını düşünüyorsanız.</p>
<p>Migren ataklarını tetikleyici faktörler*</p>
<p>Beslenme (konserve yiyecekler, alkol, yapay tatlandırıcılar, çikolata, eski peynir, öğün atlama)<br />
* Hormonal değişiklikler (<a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/adet"target="_self"title="Adet" >adet</a> dönemi, menopoz)<br />
* <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/dogum"target="_self"title="Doğum" >Doğum</a> kontrol hapları ya da diğer hormon ilaçları<br />
* Stres, üzüntü, depresyon l Aşırı fiziksel yorgunluk<br />
* Aşırı parlak ortamlar<br />
* Uykusuzluk veya aşırı uyku<br />
* Aile öyküsü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/bas-agrilari-ve-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VİTAMİN VE MİNAREL TAKVİYESİNİN ÖNEMİ</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/vitamin-ve-minarel-takviyesinin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/vitamin-ve-minarel-takviyesinin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 06:57:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[obeziteyle savaş]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin ve mineral takviyeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4605</guid>
		<description><![CDATA[Çağın hastalığı olarak kabul edilen kronik yorgunluk özellikle yoğun çalışma hayatı içinde olan kişileri tehdit ediyor. Her yaşta ortaya çıkabilen ve özellikle büyük şehirlerde yorucu bir tempoda çalışanları kıskacı altına alan kronik yorgunlukla baş etmek için uzmanlar sağlıklı beslenme ve &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/vitamin-ve-minarel-takviyesinin-onemi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çağın hastalığı olarak kabul edilen kronik yorgunluk özellikle yoğun çalışma hayatı içinde olan kişileri tehdit ediyor. Her yaşta ortaya çıkabilen ve özellikle büyük şehirlerde yorucu bir tempoda çalışanları kıskacı altına alan kronik yorgunlukla baş etmek için uzmanlar <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/saglik"target="_self"title="Sağlık" >sağlık</a>lı beslenme ve vitamin-mineral takviyelerinin önemi üzerinde duruyor.</p>
<p>Vitamin-mineral takviyelerinin fizyolojik etkilerinin ruhsal etkenlerle birleşip insan vücudunda ortaya çıkardığı sonuçları izlemek amacıyla Avrupa çapında geniş bir katılımcıyla gercekleştirilen Sweet araştırması; sağlıklı bireylerin her gün belirli ölçüde vitamin ve mineral tüketmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Araştırmaya göre;  vücudun yeterli takviyeyi alamadığı durumlarda sahip olmadığı enerjiyi yakması sonrasında başta kronik yorgunluk olmak üzere birçok rahatsızlık kendini gösterebiliyor.</p>
<p>İngiltere Northumbria Üniversitesi, Beyin, Performans ve Beslenme Araştırmaları Merkezi’nde Direktör olarak görev yapan Prof. Dr. David Kennedy tarafından gerçekleştirilen Sweet araştırması kronik yorgunlukla baş etmede vitamin ve mineral takviyelerinin etkisini kanıtlıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Kennedy tarafından yürütülen araştırma; yoğun çalışma hayatına sahip kişilerde sıkça gözlenen aşırı yorgunluk, halsizlik ve depresyon gibi şikayetlerin başlıca nedenleri arasında vücuttaki enerji eksikliği olduğuna dikkat çekiyor ve vücuttaki enerjiyi en fazla yakan organlardan beynin gerekli besin ve vitamin-mineral takviyesi alamaması halinde çeşitli fiziksel rahatsızlara neden olabilecek semptomların ortaya çıktığını gösteriyor.</p>
<p>Prof. Dr. David Kennedy’nin İngiltere’de refah düzeyi yüksek sağlıklı bireyler üzerinde yaptığı araştırma, yüksek kalorili gıdalar tüketmenin gerekli ve yeterli vitamin ve mineral alındığı anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Günlük hayatta vitamin-mineral alımının önemine dikkat çeken Kennedy, ayrıca her bireyin vitamin-mineral ihtiyacının değişmesinin yanı sıra yaşa göre de gereksiniminin farklı olduğunu  da ekliyor.</p>
<p>Kronik yorgunluk <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/cocuk"target="_self"title="Çocuk" >çocuk</a>larda da görülebilir..</p>
<p>Çocukların genç hücrelere sahip olmalarına rağmen, vitamin ve mineral eksikliğine bağlı durumların onlarda da meydana gelebildiğine işaret eden ve  genç yaşlardan itibaren takviyenin önemini vurgulayan Kennedy; toplumlarda genel olarak, ileri yaşlardan itibaren vitamin-mineral alınması gerektiği görüşünün yanlış olduğunu belirterek; her yaş grubuna özel vitamin ve mineral desteklerinin bulunduğunu özellikle belirtiyor.</p>
<p>Sweet Araştırması Bulguları<br />
Sweet Araştırması 30-55 yaşlarındaki çalışan bayanların düzenli olarak vitamin ve mineral desteği alımına bağlı olarak:<br />
• fizyolojik olarak yorgunluktan etkinlenmediklerini<br />
• Konsantrasyon kaybına uğramadıklarını<br />
• Beden yorgunluğu yaşamadıklarını<br />
• Kendilerini daha fazla mutlu hissettiklerini göstermiştir.</p>
<p>Yiyecek ve içeceklerden vücudun ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin karşılanamaması depresif ruh halini de beraberinde getiriyor. Kişi, yaptığı iş ne olursa olsun kendisinden tam performans elde edemediği zaman beyin tarafından gerçekleşmeyen enerji tüketiminden dolayı, başta dikkat dağınıklığı olmak üzere, yorgunluk ve yaşadığı anın anlamlandırılamaması gibi basit gözüken, ama aslında gün içinde büyük önem taşıyan olaylarla karşılaşabiliyor.</p>
<p>Vitamin ve Mineral Takviyesi ile Birlikte Vücudumuzda Neler Oluyor?</p>
<p>• Vücuda ihtiyacı olan yeterli miktardaki vitamin ve mineral takviyesiyle beyin harcaması gereken enerjiyi sağlıyor.<br />
• Beyin, harcayacağı enerjiyi zorlanmadan aldığında büyük bir ruhsal rahatlama yaşıyor. Psikolojik olarak rahatlayan beden, yerine getirmesi gereken fonksiyonları kolaylıkla yapabildiğinde fizyolojik yorgunluk otomatik olarak  ortadan kalkıyor.<br />
• Diğer organlar da kendilerini yormadan belirli bir ritm içinde işlevlerini yerine getirebiliyor.<br />
Sistem devam ettiği sürece anemi, aşırı yorgunluk, depresyon ve konsantrasyon bozukluğu gibi günlük hayatı etkileyebilecek rahatsızlıkların önüne geçilebiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/vitamin-ve-minarel-takviyesinin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜZÜM SUYUNUN FAYDALARI</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/uzum-suyunun-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/uzum-suyunun-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 07:34:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler için üzüm suyu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4602</guid>
		<description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Aysun Çetin &#8220;Üzüm suyu, özellikle bebeklerin beslenmesinde anne sütü yetmediği durumlarda tavsiye edilen çok değerli bir gıda maddesidir. Bu nedenle diğer bir adı da bitkisel &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/uzum-suyunun-faydalari.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Aysun Çetin &#8220;Üzüm suyu, özellikle <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/bebek"target="_self"title="Bebek" >bebek</a>lerin beslenmesinde anne sütü yetmediği durumlarda tavsiye edilen çok değerli bir gıda maddesidir. Bu nedenle diğer bir adı da bitkisel süttür&#8221; dedi.</p>
<p>Üzüm ve üzüm çekirdeği başta olmak üzere antioksidanlar, <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/kanser"target="_self"title="Kanser" >kanser</a> biyokimyası, kök hücre biyolojisi, fitoterapi, antiaging ile ilgili bilimsel yayın ve bildirileri bulunan, 2004 yılında Türk Hematoloji Derneği Genç Araştırmacı Ödülünü, 2008 ve 2010 yıllarında ise Gevher Nesibe Bilimsel Araştırma Teşvik Ödüllerini kazanan Yrd. Doç. Dr. Çetin şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;Üzüm suyu, özellikle bebeklerin beslenmesinde anne sütü yetmediği durumlarda tavsiye edilen çok değerli bir gıda maddesidir. Bu nedenle diğer bir adı da bitkisel süttür.</p>
<p>Üzüm suyu, litrede yaklaşık 150 gram şeker içer­mekte olup, bu şekerin çoğunluğunu glikoz ve fruktoz, az miktarını ise sukroz oluşturmaktadır. Son zamanlarda üzümün bolca bulunduğu Fran­sa ve İtalya’da üzüm çekirdeği tüketilmesini doktorlar yaygın bir şekilde öneriyor.</p>
<p>Bu ülkelerdeki doktorlar üzüm çekirdeğini, beyne ve kalbe giden kan akımını düzenlemek için, varis, ciltteki bazı renk bozuklukları, kol ve bacaklarda karıncalanma, diş etlerinde kanama, glokom, hemoroit, fazla âdet kanaması ve damar sertli­ğine karşı tedavide tavsiye ediyor.</p>
<p>Üzüm çekirdeği özütü vücut tarafından kısa sürede hızla emilir ve hiçbir yan etkiye neden olmaz. ABD New York Long Island Üniversitesi’nde deney hayvanları üzerinde üzüm çekirdeğinin güvenirliliği test edilmiş ve herhangi bir yan etkiye rastlanmamıştır. Taze olarak tüketimi dışında üzüm çekirdeği günde bir avuç kuru üzüm yenilerek de üzüm çekirdeği alınabilir.</p>
<p>Ya da 1 tatlı kaşığı üzüm çekirdeği tozu bal ya da yoğurtla karıştırılıp alınabilir. Açıkta satılan öğütülmüş üzüm çekirdeği kullanmaktan ka­çınılmalıdır. Havayla temas etmesi üzüm çekirdeği tozunun sterilize özelliğini kaybetmesine neden olabilir. Üzüm çekirdeği tozu öğütüldükten sonra iyice kurutulup hava almayacak şekilde paketlenirse dayanma süresi en az bir yıldır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/uzum-suyunun-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CEP TELEFONUNDA ALINACAK ÖNLEMLER</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/cep-telefonunda-alinacak-onlemler.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/cep-telefonunda-alinacak-onlemler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Jun 2011 07:01:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[araç kullanırken cep telefonu kullanılması]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonlarının kulaklıkla kullanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4599</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) cep telefonlarına ilişkin raporunun, toplumda paranoyaya dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak, cep telefonlarının kulaklıkla kullanılmasının yeterli bir tedbir olacağını ifade etti. Raporun &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/cep-telefonunda-alinacak-onlemler.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, Dünya <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/saglik"target="_self"title="Sağlık" >Sağlık</a> Örgütünün (DSÖ) cep telefonlarına <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/iliski"target="_self"title="İlişki" >ilişki</a>n raporunun, toplumda paranoyaya dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak, cep telefonlarının kulaklıkla kullanılmasının yeterli bir tedbir olacağını ifade etti.</p>
<p>Raporun toplumda paranoyaya dönüşmemesi gerektiğine işaret eden Kalkan, şunları kaydetti: &#8220;Bilim adamı olarak, bu teknolojiden vazgeçmemiz mümkün olmadığına göre cep telefonlarının kulaklıkla kullanılmasının yeterli bir tedbir olacağı görüşündeyim. Cep telefonları gibi diğer tüm telekomünikasyon cihazları, hatta elektrikle çalışan tüm aletler belli bir elektromanyetik dalga yayar. Bu noktada, elektromanyetik dalgaların limitlerini belirleyen kuruluşlar, DSÖ’den görüş alıyorlar. Bu limitler insan sağlığı ve çevreye etkisi gözetilerek oluşturuluyor. Hayatımıza giren her yenilik gibi teknolojik cihazlara karşın kullanım alışkanlığı geliştirmek gereklidir.&#8221;</p>
<p>ULUSLARARASI SAĞLIK KURULUŞLARININ DEĞERLENDİRMELERİ</p>
<p>Açıklamada, uluslararası sağlık kuruluşlarının değerlendirmeleri de yer aldı. İngiltere <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/kanser"target="_self"title="Kanser" >Kanser</a> Araştırma Cemiyeti Sağlık Danışma Başkanı Ed Young, Kanser Araştırma Ajansının (IARC) çeşitli ürün kullanımlarını kategorize ettiğini, cep telefonlarının dahil edildiği &#8220;2b grubu&#8221;nda, kahve, turşu ve ahşabın da yer aldığını ifade etti. İnsanların cep telefonları konusunda endişe etmelerine gerek olmadığını belirten Young’ın, şu görüşlerine yer verildi: &#8220;Bugüne kadar yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu cep telefonlarının kanser riskinin arttırmadığını kanıtlıyor.</p>
<p>Bu bildiride de değişen bir şey yok, sadece ürünler ya da maddeler kategorize edilerek sınıflara ayrılmış. Cep telefonu kullanımının beyin kanseriyle olan olası ilişkisine bakıldığında cep telefonu kullanımını gün geçtikçe büyük hızla arttığı görülürken, beyin kanseri vakaları oranı aynı seviyelerde geziyor. IARC bildirisi, ’cep telefonları kanser yapar’ demek değil ’riskleri göz ardı edemeyiz’ demektir. Cep telefonlarının risk taşıdığına dair güçlü işaretler yok. Cep telefonu kullanımı insanların kendi inisiyatifine bağlı ve insanlar bu konuda endişe etmemeliler.</p>
<p>Trafik kazaları, cep telefonu kullanımına bağlı olarak gösterilebilecek en önemli sağlık sorunu. Araç kullanırken cep telefonu kullanılması cep telefonlarının kanserle ilişkisinden daha önemli.&#8221; Amerikan Kanser Kurumu Sağlık Memuru Şefi Otis W. Brawley de IARC’ın çalışmalarını henüz tamamlamadığını ve bu konuda kesin bir veri olmadığını ifade etti. Cep telefonlarının da içinde bulunduğu 2b grubunun, &#8220;kesin kanser yapar&#8221; değil &#8220;kanser yapabilir&#8221; anlamı taşıdığına işaret eden Brawley, cep telefonuyla kanser ilişkisinin daha fazla incelenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Cep telefonu kullanırken elektromanyetik dalgalara maruz kalma oranını azaltmanın insanların elinde olduğuna dikkati çeken Brawley, &#8220;Bunun için insanlar cep telefonuyla görüşme yaparken kulaklık kullanabilir. İçlerinde benzin tüketimi ve hatta kahvenin de yer aldığı 2b Grubu’na pek çok ürünün giriyor. 2b sınıflandırmasının iyi perspektife edilmesi gerekir&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/cep-telefonunda-alinacak-onlemler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TOPRAĞA ÇIPLAK AYAKLA BASIN&#8230;</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/topraga-ciplak-ayakla-basin.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/topraga-ciplak-ayakla-basin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2011 06:45:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[vücuttaki elektrik dengelenmezse ne olur?]]></category>
		<category><![CDATA[vücuttaki elektrik yükünü azaltmak için ne yapmalı?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4592</guid>
		<description><![CDATA[Toprağa çıplak ayakla basmanın, vücuttaki fazla elektriği aldığını hepimiz duymuşuzdur. Peki, bunun bir gerçekliği var mı, yoksa kulaktan dolma bir bilgi mi? İç Hastalıkları Uzmanı Tuncay Filiz, konuyla ilgili merak edilenleri açıkladı. &#8220;Toprağa çıplak ayakla basmak elektriği alır&#8221; diyen Filiz, &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/topraga-ciplak-ayakla-basin.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ailemveben.gen.tr/wp-content/uploads/2011/06/3788_420x3151.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4595" title="3788_420x315" src="http://www.ailemveben.gen.tr/wp-content/uploads/2011/06/3788_420x3151.jpg" alt="" width="420" height="314" /></a>Toprağa çıplak ayakla basmanın, vücuttaki fazla elektriği aldığını hepimiz duymuşuzdur. Peki, bunun bir gerçekliği var mı, yoksa kulaktan dolma bir bilgi mi? İç Hastalıkları Uzmanı Tuncay Filiz, konuyla ilgili merak edilenleri açıkladı.</p>
<p>&#8220;Toprağa çıplak ayakla basmak elektriği alır&#8221; diyen Filiz, bahsi geçen elektiriği şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Yaşam, bir enerji alışverişidir. Bu alışveriş metabolik aktivite ile sağlanır. Metabolik aktivite, bir dizi hücresel faaliyetler neticesi açığa çıkan enerji kullanımıdır. Bu faaliyetlerin tümü elektrikseldir. Kalbin çalışması esnasında etrafa yaydığı elektrik enerjisinin elektrokardiyografi ile kaydı, buna son derece yalın bir örnektir. Söz konusu enerji bir taraftan üretilir, diğer taraftan tüketilir. Yaşam dengesi dediğimiz de işte budur. Bu bağlamda, üretilen elektriğin tüketilenle dengelenmesi gerekir.&#8221;</p>
<p>Vücuttaki Elektrik Dengelenmezse Ne Olur?</p>
<p>Aşırı elektrik yükünün hücresel faaliyetlerin aksamasına yol açacağını söyleyen Filiz, açıklamalarına şu sözlerle devam ediyor:</p>
<p>&#8220;Bu aksama yorgunluğa neden olur. Söz konusu yorgunluk hem bedensel hem de ruhsal niteliktedir. İnsanların giderekd oğadan kopması ve toprakla bağlantısını daha fazla kesmesi, bu sorunu tetikleyen öncelikli nedenlerdir. Bu şekilde biriken elektriksel yük, hastalıklara zemin oluşturmuştur.</p>
<p>Plajda kumlar üzerinde çıplak ayakla dolaşmanın hazzını hangimiz bilmez? Bu hazzın asıl nedeni, vücudumuzda biriken elektrik yükünü çıplak ayaklarımızla toprağa boşaltmaktır. Yani bir çeşit topraklanmaktır. Bu esnada doğayla bir olduğunu hissetmek de ayrı bir avantajdır.&#8221;</p>
<p>Elektrik Yükünü Azaltmak için Ne Yapmalı?</p>
<p>&#8220;Elektrik yükünü azaltmak için anti statik tabanlı ayakkabılar rahatlık sağlayabilir. Evde yalınayak dinlenmek son derece rahatlatıcıdır.  Çıplak ayakla yürümeye gelince, uygun hijyenik koşullarda kısa süreli yürüyüşlerin elektrik yükünü atmak için yararlı olacaktır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/topraga-ciplak-ayakla-basin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAMİLELİKTE DENİZE GİRİLMELİ Mİ?</title>
		<link>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/hamilelikte-denize-girilmeli-mi.html</link>
		<comments>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/hamilelikte-denize-girilmeli-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2011 06:41:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ailem ve Ben</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[anne adayları için en uygun spor yüzme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte havuza girilecekse hijyene dikkat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ailemveben.gen.tr/?p=4588</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarında anne adaylarının yapabilecekleri en uygun sporun ‘yüzme’ olduğu artık biliniyor. Bu yüzden gelin, Jinekolog Rami Asker’den sakıncalı olabilecek durumları öğrenelim. Gebelikte denize girmek sakıncalı değil aksine suyun kaldırma gücü nedeniyle vücuda binen yükü azaltacağından dolayı belli bir rahatlama &#8230; <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/hamilelikte-denize-girilmeli-mi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ailemveben.gen.tr/wp-content/uploads/2011/06/3791_420x315.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4589" title="3791_420x315" src="http://www.ailemveben.gen.tr/wp-content/uploads/2011/06/3791_420x315.jpg" alt="" width="420" height="314" /></a>Yaz aylarında anne adaylarının yapabilecekleri en uygun sporun ‘yüzme’ olduğu artık biliniyor. Bu yüzden gelin, Jinekolog Rami Asker’den sakıncalı olabilecek durumları öğrenelim.</p>
<p><a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/gebelik"target="_self"title="Gebelik" >Gebelik</a>te denize girmek sakıncalı değil aksine suyun kaldırma gücü nedeniyle vücuda binen yükü azaltacağından dolayı belli bir rahatlama sağlar. Yalnız dikkat edilmesi gereken konu özellikle havuza girilecekse suyun temiz olmasıdır. Eğer su temiz olmazsa cilt mantarı, idrar yolu enfeksiyonu, göz iltihapları, vajinit gibi durumlara yol açabilir.</p>
<p>Suyun temizliği konusunda deniz her zaman havuzdan daha güvenilirdir fakat deniz suyuna kanalizasyon karışmışsa bu E.COLİ dediğimiz mikroorganizmaların çoğalmasına neden olur. Dolayısıyla kıyı seçerken kolibasili oranı düşük olanını tercih etmek gerekir, denize girilecek kıyıda kolibasili oranı ve suyun temizliği konusunda o ildeki <a href="http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/etiketler/saglik"target="_self"title="Sağlık" >sağlık</a> müdürlüğü veya sağlık ocaklarından bilgi alınabilir. Koli basili oranının yüksek olması ishale, cilt ve göz enfeksiyonlarına yol açabilir.</p>
<p>Sabahın Erken Saatlerinde Denize Girin</p>
<p>Gebelerin denize girerken günün sıcak olmayan saatlerini seçmeleri lazım, sabahın erken saatleri uygun olabilir, denizden çıkınca ıslak vücutla gezmemek, hemen kurulanıp kıyafetleri değiştirmek ve en kısa zamanda ılık suyla duş yapmak gerekir.</p>
<p>Bronzlaşmak amacıyla güneşin altında kalmak yanlıştır, uzun süre aşırı sıcaklarda durmak düşük riski yaratır ayrıca güneşin ışınları ve kumsallardan yansıyan sıcaklıklar sıcak çarpmasına neden olabilir. Günün sıcak saatlerinde gebeler, bol sıvı almalı ve dinlenmek amacıyla öğlen saatlerinde uyumalıdırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ailemveben.gen.tr/index.php/hamilelikte-denize-girilmeli-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

